İçeriğe geç

Hap ne zaman etki eder ?

Hap İçtikten Sonra Ne Tarafa Yatılır?

Yalnız hissettiğin, dünyaya dışarıdan bakmanın bir tuhaf olduğu zamanlardan birinde, sıradan bir geceyi hatırlıyorum. Kayseri’nin sessizliğini içimden geçiren rüzgarla yıkanırken, bir yandan ellerim birkaç dakika önce yutmaya zorlandığım o ilaçları taşıyordu. Bu yazı, belki de tam olarak böyle bir anın içine sıkışmışken şekillenecek. Hepimizin kaybolduğu, kaybolmaya çalıştığı, ya da basitçe bir şeylere sarıldığı anlar vardır.

O gece, ne tarafa yatacağımı düşünmem, bir anlamda kendimi nasıl konumlandıracağımı arayışım, bana yıllarca unutamayacağım bir ders verdi. Sadece fiziken değil, duygusal olarak da nerede durduğumu sorgulattı.

O An, Bir Yudum İçki Gibi

Hapları içmeden önce, tüm o boşlukları bir şekilde doldurmak istedim. Sanki hayat bir şekilde o kadar yoğun, o kadar fazla düşünceyle yüklüydü ki, bir an olsun, o yükten kurtulmak istedim. Bir şeyleri zorla yapmak, bir adım daha atabilmek, o yorgunluğun ve hayal kırıklığının içinden bir şekilde çıkabilmek… Haplar bir şekilde “çözüm” gibi görünüyordu. Ama hayat o kadar basit değildi.

İçimden geçen düşünceler arasında bir kaybolmuşluk vardı, bir yıkılma hissi. Kendimi bu kadar küçük, bu kadar tükenmiş hissettiğimde ne yapmam gerektiğini tam olarak bilemiyordum. Çoğu insan gibi, duygusal olarak dayanabileceğimi düşündüğüm sınırların dışına çıkmıştım. O an, hapları içip yatağa girmem, her şeyin bir an önce bitmesini beklemem gibi geldi. Ama bir şey eksikti; bir yön, bir umut eksikti.

Bir Yudum Huzur İçin

Yatak odamda, karanlık her zamanki gibi ruhuma ağırlık veriyordu. Hemen yanımda pencereyi açıp dışarı bakmak istedim, ama gözlerim o kadar bulanıktı ki, dışarıyı görmek bile neredeyse imkansız hale gelmişti. O an, her şeyin bir anlamı olması gerektiğini düşündüm. Hani bazen, biri sana, “ne tarafa yatarsan daha rahat olursun?” diye sorsa, kendine bile sormak istersin: “Hap içtikten sonra hangi tarafa yatılmalı ki, bir anlam bulabileyim?”

Sol tarafa yatmanın bana hep daha huzurlu geldiğini hatırlıyorum. Belki de o taraf, güvenli alanım gibi bir şeydi. Ama işin garibi, hapları içtikten sonra sol tarafa yatmamın bir anlamı oluyordu. Vücudum, beynim, tüm sistemim sanki o an sanki bana biraz daha dinlenme hakkı tanıyormuş gibi hissettiriyordu. Sadece bedensel bir rahatlık değil, ruhsal olarak da bu yöne doğru kayıyordum.

Ancak, sağ tarafa yatmanın başka bir anlamı vardı. Sağ tarafa yatmak, yüzleşmek gibiydi. Kendi karanlığım, kendi korkularım ve tüm birikmiş duygusal ağırlığımla yüzleşme çabası gibi. Ama sol tarafa yattığımda, bir şekilde geçici de olsa bir çözüm buluyordum. Sanki kendimi “iyileşmeye” bırakıyordum. O anda yalnızca rahatlayabilmeyi istiyordum. O kadar uzun zamandır “iyi” olmak için çaba sarf ediyordum ki, nihayetinde bir yerden başlayabilmeliydim.

Kaybolmuş Bir Zihin

O geceki gibi bir anı hatırladıkça, bir şeylerin ters gittiğini anlıyorum. Kafamda, “neden, ne oldu?” gibi sorular dönüp dururken, bir yandan da gözlerim kararırken hapların etkisini hissetmeye başladım. Uyuyakalmadan önce kendimi, “Neden bu kadar zorlanıyorum?” diye sorgularken buldum. Bir şeyi beklemek, bir umut, bir çıkar yol aramak… ama aynı zamanda bu yorgunluk ve huzursuzluk, beni yataktan çıkıp yürümek için değil, sadece yatakta durup beklemek için ikna etti.

Bedenimin sağ tarafına doğru kayarken, zihnim sağ tarafıma doğru kayıyordu. Bir anlamda, kaybolmuş bir ruhu taşıyan bedenimin, “sağ taraf” ile olan ilişkisiydi bu. İçsel bir yüzleşmeydi. Neredeyse aynı anda hem fiziksel hem de duygusal olarak o noktada bir kırılma anı yaşadım. Yatarken, bir yandan da o soruya cevap arıyordum: “Hap içtikten sonra ne tarafa yatılmalı?” Belki de cevabı, basitçe, o an kendini nasıl hissettiğinle ilgilidir.

Bir Anlık Geçici Huzur

İçimdeki yoğun karmaşa ve duygusal fırtına yataktan yatağa savrulurken, bir anlık bir huzur hissettim. Sol tarafa yatarak, hem bedenimi hem de ruhumu huzura kavuşturma çabası, hayatta kalmaya dair bir içsel savaş gibiydi. Sanki kaybolmuş gibi hissediyordum ama kaybolduğum yer aslında kendi iç dünyamdı.

Hapların etkisiyle, bir tür çözülme hissiyle karışan huzur gelmişti. O an gözlerimi kapadım ve, “Yaşamak istiyorum, ama biraz da dinlenmek istiyorum,” dedim. Yataktan başka bir yere gitmek değil, bir yerlerde kaybolmak, bir zaman diliminde bir parça huzur bulmak ihtiyacıydı.

Bazen kaybolmak, geçici bir huzur arayışıdır. Ama her kayboluş, yeniden bir buluşun başlangıcıdır. Sol tarafa yatmak, bir an için çözüme ulaşmak gibi görünse de, asıl çözümün kendine dair yeniden keşfedecek bir yer bulmak olduğunu fark ettim. Hem bedensel hem de duygusal anlamda, yaşamak için geçerli bir sebep bulmam gerekti. O an, bence, “ne tarafa yatmalıyım” sorusunun cevabı değil, “nerede olmalıyım” sorusunun cevabı daha önemliydi.

Yatmaya devam ettim, hem fiziksel hem duygusal olarak… Sonuçta, kaybolduğum bir yerdir hayat. Ama sol tarafa yatmanın bana sunduğu geçici huzur, kaybolduğum yeri daha kolay bulmamı sağladı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hipercasino şişli escort
Sitemap
elexbet güncelTürkçe Forum